Sicilya’da “Dolce Vita”

Sicilya’nın en muhteşem manzaraları, en lezzetli mekanları ve en renkli köşeleriyle hayatın keyfini İtalyanlar gibi çıkarmaya ne dersiniz?

Sicilya İtalya‘nın en büyük adası olmasını yanı sıra Ege Denizi’nin de en büyük adası. Sicilya’nın şüphesiz en çarpıcı özelliği, Avrupa’nın tek aktif yanardağı olan 3329 metre yüksekliğindeki Etna’nın da adada bulunması.

1860 yılında Giuseppe Garibaldi’nin İtalya topraklarına kattığı ada, yüzyıllarca farklı kültürler tarafından işgal edilmiş ve el değiştirmiş. Sicilya‘nın zengin ve özgün kültürünün yansımalarını sanat, müzik, edebiyat ve mutfağında gözlemlemek mümkün; hatta herkesin favorisi İtalyan mutfağının da Sicilya’dan çıktığı rivayet edilir.

İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Katanya Havalimanı‘na direk uçuşla sadece 2 saatte ulaşmak mümkün. Ada o kadar büyük ve görülecek o kadar çok bölgesi var ki, Sicilya ziyaretinizi en az bir hafta hatta 10 gün planlamanızı ve mutlaka araba kiralamanızı öneririm. Bizim yolculuğumuz Taormina‘ya doğru başladı; adanın en gelişmiş, en keyifli ve İtalya’nın Côte d’Azur diye adlandırılan bölgesi. Taormina’ya araba ile bir saatte ulaşmak mümkün, üstelik yol boyunca doğanın binbir çeşit renkleriyle bezeli enfes bir manzara da size eşlik ediyor.  

Denizin hemen kıyısına konumlanan Taormina‘nın merkezi, dağın yamaçlarına kurulu. Ana çarşısı da yine bu bölgede yer alıyor. Hava sıcaklığı Mayıs’dan Kasım’a kadar 25 derecenin altına inmiyor, bu sebeple Sicilya’nın en revaçta bölgesi olduğunu belirtmek isterim.

Belmond Grand Hotel Timeo özellikle konumu ile bence adanın incisi. 70 oda ile hizmet veren otelin tarihi 1787’ye dayanıyor. İki oda ile misafirlerini ağırlamaya başlayan otel, önce 12 odaya sonrasında da şimdiki kapasitesi olan 70 odaya ulaşmış. Antik Yunan Tiyatrosu’nun hemen yanına konumlanan otelin tüm odaları turkuaz rengi deniz, yemyeşil doğa ve Etna’nın silüetinden oluşan büyüleyici bir manzaraya sahip. Manzara o denli etkiliyeci ki kitaplarda dahi dünyanın en iyi manzaralarından biri olarak yerini almış.

Otelin geneline klasik, zarif bir mimari hakim. Bar ve restoranları, otel dışından da misafirlerle dolup taşıyor. Sonradan eklenen bina Villa Flora da oldukça keyifli ancak benim favorim ana bina oldu. Otelin barı The Literary‘de Bellini’nizi Etna’dan çıkan dumanları izleyerek yudumlamak mümkün; sakin mi sakin, huzurlu bir akşam üzeri keyfi. 19. yüzyılda inşa edilmiş bahçesi ise renk cümbüşü içinde hayallere dalmanızı sağlıyor.

Sicilya balık ve deniz ürünü cenneti. Izgaranın başındaki şef seçtiğiniz balıkları ve sebzeleri el yapımı makarnalar ile sunuyor. Etna’nın etrafında o kadar iyi bağlar var ki adada sizi mutlu etmeyecek şarap bulmanız neredeyse imkansız. ‘Pasta alla Norma‘ ve ‘Pasta con al Sarde‘ adaya özgü iki makarna; ilki domatesli diğeri ise balıklı.

Malvasia Restaurant, Via Apollo Arcageta üzerinde, bir anne ve oğlu tarafından işletiliyor. Öğle servisinde açıp gece yarısına kadar devam ediyorlar. Fabrizzio hem servise yardımcı oluyor hem de misafirleri ile sohbet ediyor. Mutfaktan çıkan her şey lezzetli; tava balıklar, spagetti, günün balığı ve tabii ki annenin ev yapımı limoncellosu denemeye değer.

Restaurant Oliviero dünyada çok az şahit olabileceğiniz bir manzaraya sahip. Çam ağaçlarının altında denize sıfır bir manzara, masanızda Sicilyalı şefin ellerinden çıkan adeta sanat eseri yemekler… Salataları, ev yapımı mozarellaları, makarnaları ve restoranın hemen önünden, günlük tutulan balıklar. Şef Salvatore Gambuzza yemek sunumlarında İtalyan ve Ege mutfaklarını sentezliyor. 13:00- 16:00 arasında öğle yemeği servis ediyor.

Lido La Caravella Beach Club, Spisone bölgesinde tüm gün güneşlenip lezzetli yemeklerini tadabileceğiniz bir kumsal. Daha çok adanın yerlilerinin rağbet ettiği, makul fiyatlı rahat bir seçenek. Mekan sahibi Dominic her yere koşan ve bütün müşteri isteklerini yerine getirmeye gayret eden bir işletmeci. Şimdiye kadar yediğim en lezzetli karides Carpaccio’nun da burada olduğunu itiraf etmem gerek.

Ristorante Nettuno da Siciliano, yıldızlar altında, bembeyaz dekoru ile öne çıkan bir deniz ürünleri restoranı. Masa sayısı oldukça az, Şef Angelo Siciliano ıstakoz ve diğer kabuklu deniz ürünlerini kendine has metoduyla pişiriyor.

İtalya’da gece hayatı yemek sonrası barda birşeyler yudumlamak demek. Özellikle sayfiye bölgelerinde gece hayatı mekanları neredeyse yok denecek kadar az. Taormina’da ise ‘jet set’ olarak adlandırabileceğim bir bar var. Morgana, neredeyse adanın en meşhur mekanı. Gece yarısı, 01:30’dan sonra hareketleniyor ve sabah 5’e kadar açık. İç mekana altın rengi hakim, barok mimari belirgin; dış bahçe ise Yunan balıkçı kasabası şeklinde tasarlanmış. Birbirinden şık İtalyanlar barın müdavimi, kimin daha şık olduğuna karar vermekte zorlandım diyebilirim.

Taormina’da Mutlaka Yapmanız Gerekenler

Antik Yunan tiyatrosunu kesinlikle ziyaret edin. Etna ve kuşbakışı Taormina manzarasına hakim bu tarihi eserin içide yürümek başlı başına bir deneyim. 09:00 – 19:00 saatleri arasında açık, ancak 17:00 sonrası fotoğraf için en ideal saatler.

Etna‘ya rehberli bir tur alın. Oteliniz üzerinden kolayca organize edebilirsiniz, yürüyüşü seviyor olmanız şart. Öncelikle araba ile Etna’nın yakınlarına transferiniz gerçekleşiyor. Burada özel ayakkabılar ve kalın bir palto giyiyor ve başka bir araçla yaklaşık bir saatlik tırmanışa başlıyorsunuz. Sonrası ise tamamen yürüyüş ama gözünüz korkmasın, zorlu gibi gözükse de çok keyifli bir deneyim.

Mini Cooper ile ada turu yapın. Ben en sevdiğim aktivite oldu. Üzeri açık Mini Cooper’la size özel hazırlanan ve tablete yüklenen rotanızda adayı keşfedebilirsiniz. Gün boyu farklı kumsallarda denize girip köylerde mola verip harika fotoğraflar çekebilirsiniz.

Corso Umberto, Taormina’nın en uzun meşhur caddesi; birbirinden keyifli dükkanlar, kafeler, barlar ve dondurmacılar ile dolu!

Castelmola uçurum kenarına kurulmuş küçük bir köy. Deniz seviyesinden 529 metre yükseklikte ve evlerin hepsi uçurum kenarlarına inşa edilmiş. Bir noktaya kadar taksi ile ulaşmak mümkün; bir kahve molası verip merdivenler ile şehir merkezine çıkmanızı da tavsiye ederim. Manzara nefes kesiyor, yolunuzun üzerinde de fotoğraflık pek çok kare yakalayabilirsiniz.

Yemeden dönmeyin! Sicilya denince akla ilk Arancini (ya da Arancine) geliyor. Derin yağda kızaran içi domates soslu ya da etli pirinç toplarından bir tane ile dahi tokluk hissetmek mümkün, bu atıştırmalık adanın yerlilerinin hayatlarının bir parçası adeta.

Yazar: İlker Topdemir

Instagram: ilkertopdemir

Email: ilkertopdemir@gmail.com


Önerilen yazılar