Lizbon ziyaretçileri burada mı ? Lizbon gezilecek yerler listesini tamamlamış olmalısınız ? ama lsiteye baktınız mı hiç ? Bu İstanbul beyfendisini duydunuz mu ? Lizbon'daki koleksiyonunu gördünüz mü ? Bu sayfalarda gezinenler adıma aşinadır, kendi kişisel blog sayfalarımda dahi çok az yer verdiğim Calouste Sarkis Gulbenkian hakkında şaşırtıcı bilgileri brandlifemag.com okurları için sadece burada derledim.
Lizbon'un sisli sokaklarında, Tagus Nehri'nin serin esintisi altında, bir adamın hikayesi gizlice saklı kalmış: Calouste Sarkis Gulbenkian. 1869 yılında Osmanlı'nın incisi İstanbul'un Üsküdar semtinde doğan bu Ermeni asıllı "beyefendi", petrolün sihirli dünyasında servet biriktirmiş, sanatın büyüsüne kapılmış ve sonunda Portekiz'in başkentine sığınmış bir figür. O, Doğu ile Batı arasında köprü kuran, zarif bir İstanbul efendisi; ticari dehasıyla "Beş Yüzde Beyefendi" lakabını almış, koleksiyon tutkusuyla bir imparatorluk kurmuş. Bugün Lizbon'da onun mirası, Gulbenkian Vakfı ve Müzesi'nde parlıyor.

Üsküdar'dan Dünya Sahnesine: Erken Yıllar ve Osmanlı Bağlantıları
Calouste Gulbenkian, 23 Mart 1869'da Üsküdar'da, zengin bir Ermeni ailenin çocuğu olarak gözlerini açtı. Babası Sarkis Gulbenkian, Kafkasya petrol sahalarından ithal ettiği kerosen, halı ve afyon ticaretiyle nam salmış bir tüccardı. Aile, Osmanlı İmparatorluğu'nun kozmopolit dokusunda kök salmıştı; Van Gölü civarından gelip Kayseri'ye, oradan İstanbul'a uzanan bir soy. Babası, Sultan Abdülhamid II'ye petrol tedarik eden ve Mezopotamya'da vergi toplama hakları elde eden bir iş adamıydı. Calouste, Aramyan-Uncuyan Ermeni Okulu, Saint-Joseph Fransız Lisesi ve Robert Koleji'nde ( ne kadar da tanıdık ) eğitim aldı; ardından 15 yaşında Marsilya'ya, oradan Londra King's College'a geçti. 1887'de petrol mühendisliğiyle birincilikle mezun oldu ve hemen Bakü'ye giderek Rus petrol endüstrisini inceledi.
Osmanlı ile bağları derindi. 1895'te, henüz 26 yaşındayken, Sultan için Mezopotamya'da petrol araştırması yaptı; bu rapor, Osmanlı petrol endüstrisinin temelini attı. 1896'daki Hamidian Katliamları'ndan kaçarak ailesiyle Mısır'a sığındı, ama Türkiye'ye dönüp danışmanlık yaptı. 1909-1910 yıllarında Londra ve Paris'teki Türk elçiliklerinde mali danışman, Türkiye Ulusal Bankası'nda yöneticiydi. Osmanlı'nın çöküşünde bile, petrol anlaşmalarında kilit rol oynadı – bu, onun Türkiye'ye olan sadakatini ve ticari zekasını gösteriyordu.

Petrol İmparatoru: Ticari İşler ve "Beş Yüzde" Efsanesi
Gulbenkian, petrolü bir hazine olarak gördü. 1907'de Royal Dutch Petroleum ile Shell'i birleştiren anlaşmada aracılık etti ve büyük hisse aldı. Ama asıl ünü, 1912'de kurduğu Turkish Petroleum Company (TPC) ile geldi. Bu konsorsiyum, Osmanlı Mezopotamya'sındaki petrol haklarını ele geçirdi: %35 İngiliz, %25 Alman, kalanını Gulbenkian dağıttı – kendine %15 ayırdı. I. Dünya Savaşı kesintiye uğratsa da, 1925'te exclusive haklar aldı; 1928 "Kızıl Çizgi Anlaşması"nda hissesini %5'e indirdi, ama bu "küçük parça büyük pastadan" felsefesiyle servetini katladı. Irak Petrol Şirketi'nin kurucularından biri olarak, Ortadoğu petrolünü Batı'ya açan adam oldu.
"Mr. Five Per Cent" lakabı buradan: Her büyük anlaşmada %5 hisse kapıyordu. Royal Dutch Shell, Deutsche Bank, Rothschild'ler gibi devlerle müzakere etti; İran elçiliğinde danışmanlık yaptı. 1938'de Panama'da Partex'i kurdu – bugün bile vakfın petrol kolu. Serveti, ölümünde 280-840 milyon doları buldu; Osmanlı'dan öğrendiği ticaret ahlakı, onu "iş mimarı" yaptı. TPC'nin temeli Osmanlı petrolüydü; hatta 1954'te İstanbul'daki Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi'ne mülk bağışladı.
Koleksiyon Tutkusu: Sanatın Gizli Hazinesi
Gulbenkian, petrol parasıyla sanatı kucakladı. 6.000'den fazla eserden oluşan koleksiyonu, antik Mısır'dan 20. yüzyıla uzanıyordu: Rembrandt, Monet, Renoir, Degas tabloları; Lalique mücevherleri (140'tan fazla özel sipariş); Ermeni, Pers, Japon, Yunan, Babil eserleri. Paris'teki Avenue d'Iéna'daki evini özel müzeye çevirdi; 1936'da National Gallery'ye 30 tablo, British Museum'a Mısır heykelleri ödünç verdi. Koleksiyonu, Ermeni kökenlerini yansıtıyordu.
Tutkusu, Osmanlı'dan miras: Ailesi gibi hayırseverdi. Ermeni okulları, kiliseleri, hastaneleri destekledi; Kudüs'te 100.000 kitaplık Gulbenkian Kütüphanesi'ni kurdu. Londra'da St. Sarkis Ermeni Kilisesi'ni yaptırdı. "Sanat, ulusları birleştirir" diyordu.

Lizbon'a Sığınış: Savaşın Gölgesinde Bir Beyefendi
II. Dünya Savaşı'nın kaosunda, 1942'de Lizbon'a geldi. Vichy'deki İran elçiliğindeki diplomatik dokunulmazlığını kullandı; Portekiz'in tarafsızlığı, düşük vergileri ve okyanusa açılan kapısı onu çekti. Aviz Oteli'nde 13 yıl yaşadı – sade, zarif bir hayat. 1955'te 86 yaşında öldü; külleri Londra'daki kiliseye gömüldü. Lizbon, onun son limanı oldu; burada "gizli İstanbul beyefendisi" olarak anıldı.
Miras: Vakıf ve Müze, Türkiye'ye Uzanan Köprüler
Ölümünden sonra vasiyetiyle Calouste Gulbenkian Vakfı'nı kurdu – Avrupa'nın en büyüklerinden. Sanat, eğitim, bilim ve hayır için harcandı; müzesi 1969'da açıldı, 1.000 eser sergileniyor. Botanik parkıyla birlikte Lizbon'un incisi. Calouste Gulbenkian, İstanbul'un zarafetiyle Lizbon'un melankolisi arasında bir köprü. Petrolle servet, sanatla ruh kazanan; Osmanlı'dan miras aldığı ticaret ahlakıyla modern bir filantrop. Bugün, Gulbenkian Müzesi'nde dolaşırken, bir İstanbul beyefendisinin fısıltısını duyarsınız: "Küçük bir parça, büyük bir pastadan..." Lizbon'un gizli hazinesi, hepimizi bekliyor. Bu Beyfendi için sonuç olarak ne yorum yapabilirsiniz. Londra-İstanbul hattında Paris-Bakü'ye Kudüs'ten Mısır'a ve Lizbon'daki sakin bir son. Bizden biri, Bizim kültürümüzün bir beyfendisi.
Lizbon'u daha çok merak edenlere özel Lizbon Gezilecek Yerler notlarıma bakabilirsiniz.
Ajanda : Gulbenkian.pt
Kaynakça : Wkipedia, Cengizselcuk.com, Gulbenkian.pt
