Bir seyahat içeriğinde bir kitap ve anlattıklarından bahsetmek sizi yanıltmasın. Çünkü bahsedeceğim bu kitap özellikle farklı bir türde kitap okumak isteyenlerin elinden bırakamayacağı bir kitap olarak karşımıza çıkıyor. (Malafa’da Biraz İsviçre biraz İstanbul Kapalıçarşı daha çok da Antalya özelinde dönen usta tezgahtarlık ve döngüyle hızlıca gezecek, elinizden bitirmeden bırakamayacağınızı düşündüğüm bir kitap)
Yazarın okuduğum ilk kitabı olması nedeni ile kendimi eleştirmeyi de ihmal etmeyeceğim. Çünkü hayranı olduğum absürt komedi filmlerinden, Ferhan Şensoy kitaplarından veya Murat Menteş hayali dünyalarına uzanan bir seçki vardı bu kitapta.
Bir Mücevher Kasasının Kalbinde bir HIRSIZ
Malafa’nın en çarpıcı unsuru, hikayenin merkezine oturan Topaz Mücevher Merkezi. Temeli İstanbul’un tarihi Kapalıçarşı’sında atılmış, çatısı ise Antalya’nın ışıltılı gökyüzüne uzanmış olan 4 katlı, her biri 700 metrekarelik bu devasa bina, penceresiz bir kale gibi tasarlanmış. Bir sinema filmine dönüşmesini umduğum bu kurguda “sende kendini satıcı mı sandın” derecesine kim ne satıyor, kim kimi ikna ediyor veya kim kimi dolandırıyor sorularına İsviçre’de ve Antalya’da cevap arıyoruz.
ikaye, klasik bir suç romanı gibi başlasa da, Yazar’ın elinde hızla bir varoluş sorgulamasına evriliyor. Kimlik, aidiyet ve izolasyon temaları, Topaz’ın duvarları arasında yankılanıyor. Peki Hırsız kim kalp çalanlar mı ? mücevher çalanlar mı ? Yoksa her kalp bir mücevher mi ?

Okuyucuya özel tasvir ve Yazar’a özel lakaplar
ğer bir Hakan Günday kitabı içerisinde iseniz yazara özgü tasvir ve lakaplara hakim olmanız gerekir. Yoksa Ahçik, Tram, gibi karşılığı olmayan kelimeler hem okuyucuya özeldir, hemde yazara özeldir. Mesela şu paraftaki tasviri paylaşmak isterim :
Antalya, dünya üzerindeki kendine ait güneşi olan tek kenttir. Bu güneş ısıtmaz ama ıslatır. Kanser yapmaz ama kan kusturur.Irkçı bir …. …… ‘dur. Turisti bronzlaştırırken çalışanı buharlaştırır. O kadar erken doğar ki geceyi kimse anımsamaz. Güneş Antalya’ya Isparta’dan daha yakındır. Kirpik terletir, dudak yapıştırır. Tatil köyüne doğuyorsa kahvaltı sonrası için havuz kenarındaki şezlonga havlu atma, Topaz’ın bahçe girişindeki güvenlik kulübesine doğuyorsa beyin kanaması zamanıdır.
Düşünmek Üzerine
“Düşünmek mi”
Zeki bir adamsın. Evet düşünmek. Sevgili dostum insanlar düşünmeyi unutmakla başlarlar hayvanlaşmaya. Neden ile sonucu eşleştirmeyi unutmak ile başlarlar insanlıklarından uzaklaşmaya. Dürüstlükten vazgeçmenin tek nedeni düşünmeyi unutmaktır. Yalan söyleyerek gündelik sorunlarından kurtulanve yüzeysel acılarını sonlandıran insanın ödeyeceği bedel, yalan söylediği için duyacağı pişmanlık acısıdır. Yüzeysel acı, pişmanlık acısının yanında diş ağrısı gibi kalır. İşte insan bu basit hesabı bile yapamaz. Çünkü düşünmeyi unutmuştur.
Ticaret Üzerine
Bir Süryani düşerse ona Tram ( para ) verilir. Ayağa kalkması sağlanır, 2. Kez düşerse başka sektörde iş kurması için tram verilir. 3. Kez bir Süryani asla düşmez. Düşerse Süryani değildir.
Malafa, Günday hayranları için bir ziyafet; yeni başlayanlar içinse mükemmel bir giriş kapısı. Eğer gizemli mekanlar, psikolojik gerilim ve toplumsal eleştiri ilginizi çekiyorsa, bu kitap tam size göre.
Sonuç olarak, Malafa bir roman olmanın ötesinde, bir “malafa” gibi: Okudukça içine çekiyor, çıktığınızda ise dünyayı farklı görmenizi sağlıyor.. Bu kitabı elinize aldığınızda, penceresiz bir binanın koridorlarında kaybolmaya hazır olun.
Yazar: Cengiz Selçuk
Brandlife'ın en güncel içeriklerini önceden haber almak için brandlifemagcom instagram hesabımızı takip edin.
Brandlife içeriklerine abone olun.Haftalık en güzel içerikler mail adresinize gelsin.
