MAKALE

Alsace Rotasında Bir Masal Kahramanı

Alsace Rotasında Bir Masal Kahramanı

Çiçeklerle süslü ahşap evleri ve taş sokaklarıyla bir masal diyarını andıran Obernai’de keyifli bir gezintiye çıkıyoruz.

Fransa’nın Alsace (Alsas) bölgesinin başkenti Strasbourg’a yakın bir kasaba olan Obernai’deyiz. Sabah uyanır uyanmaz odanın pencerelerini açıyoruz, dışarıda tertemiz bir hava ile beraber kuş cıvıltıları var. Hemen hazırlanıp keşfe hızlıca başlamak için Hotel De La Cloche’nin merdivenlerinden kahvaltıya iniyoruz.

Bizi restoran tarafındaki görevli kadın nazik sesi ile karşılıyor, “Bonjur Madaam, Bonjur Mösyöö, Bonjuuur”. Fransa’nın metropolleri dışında Fransızların kendi dillerinden başka dil bilse de konuşmadıklarına veya kaba davranışlar içinde bulunduklarına dair söylemler duymuştuk. Fakat Alsace bölgesi zihnimizde yerleşmiş bu söylemleri yok etti.

Restoranda boş masa bulduktan sonra kahvaltımızı sipariş ediyoruz. Ancak kahvaltı mı daha güzel kahvaltı takımları mı diye düşünürken neredeyse bu porselen takımları yanımıza alıp götürmek istiyoruz. Çünkü fincanlarımızın etrafını Hansel ve Gretel resimlerinin süslemiş olduğunu görüyoruz. Kahvaltıda Fransa’nın olmazsa olmazı kruvasanın yanı sıra yöresel ekmekler, peynir, tereyağ, bal, reçel ve portakal suyu var.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra otelimizden dışarı çıkıp etrafı keşfe başlıyoruz. Otelin hemen yanında üç sütundan oluşan tarihi bir su kuyusu var. Burası 1759 yılında inşa edilmiş. Hemen karşımızda Patisserie Schaeffer’in renkli dükkanını ve tatlılarını görüyoruz; dönüşte mutlaka uğrayalım deyip kasabanın en büyük kilisesi Saint Peter ve Paul’e yöneliyoruz. 1872 yılında inşa edilen katolik kilise kasabanın görülmesi gereken mimari yapılarından biri olarak ön plana çıkıyor. Hemen yan tarafında ise Tour d’Enceinte bulunuyor. Kasabanın etrafını çevreleyen surlara ait olan kule, surlardan bağımsız olarak burada kalmış.

Yolumuzu Lehn Nehri boyuna uzatıp yönümüzü Parc Municipal’e çeviriyoruz. Yürüyüş yolumuz boyunca farkettiğimiz bir gerçek var: Obernai evleri muhteşemler ve inanılmaz derecede süslüler. Eğer bir yeri süslemek isterseniz kesinlikle çiçek kullanmanız gerektiği kanaatine varıyoruz. Sadece Obernai değil, bütün Alsace bölgesi tam bir çiçek deposu. Parktaki yürüyüşümüz içinde yeşile ve oksijene doyup hemen parkın yakınında yer alan Oberkirch Kalesi’ne ulaşıyoruz. Burası bir kale mi yoksa malikane mi diye düşünürken kendilerinin ona kale ismini verdiğini öğreniyoruz. Bu malikanenin kuleleri 18. yüzyılda dikilmiş ve içeri girebilmek için bir de köprü oluşturulmuş.

Obernai tüm Alsace bölgesi gibi geçimini en çok bağcılık ile sürdüren bir kasaba. Alsace Şarap Yolu üzerinde yer alan Obernai, 170 km boyunca uzanan bu yolun uğrak rotalarından. Yol ise Mulhouse’daki Thann köyünden başlayarak Starasbourg’daki Wissembourg’da sonlanıyor. Rota üzerindeki yüz üç köyde, 4 bini aşan sayıda şarap üreticisi bulunuyor. Yürüyüşümüz sırasında da, bir başka süslü Alsace evinin, Robert Blank’a ait bir şaraphanenin önünden geçiyoruz. Dünyadaki en iyi şarapların %70’i Fransa’da diyen Vedat Milor’u anarak Obernai tren garına kadar uzanan General Gouraud Caddesi’nden yürüyüşümüze devam ediyoruz. Cadde üzerinde Obernai’nin en sevimli restoranlarından biri olan Les Petites Casseroles bizi karşılıyor. Pencerelerinden sarkan pelüş oyuncaklar, duvarlarında asılı tavalar ve ferforje tabelasını görünce gülümsemeden duramıyoruz. Yöresel Alsace yemekleri yapan restoranı mutlaka görün ve yemeklerinin tadına bakın deriz.

Sıradaki istikametimiz Etoile Meydanı oluyor. Burada renkli Obernai evlerinin en güzel örneklerini görebiliyorsunuz. Obernai evleri tüm Alsace evleri gibi ahşaptan yapılmışlar. 1300 ile 1700 tarihleri arasında inşa edildiği bilinen evlerin kolon ve kirişleri ahşap, duvarları ise balçık ile sıvanmış; ardından da renkli boyalar ile boyanmışlar. Bu evleri sadece bu bölgede değil, Fransa sınırının doğusundaki Almanya şehirleri ve köylerinde de görebilirsiniz.

Etoile meydanında bizi sevimli bir atlı karınca karşılıyor. Bize kendimizi bir masal kitabının içinde hissettiren fotoğraflar çekip meydandan ayrılıyor ve Odile Caddesi boyunca yürüyerek Obernai’in merkezi Beffroi Meydanı’na ulaşıyoruz. Burada kasabanın koruyucusu olduğuna inanılan Odile için 1904 yılında inşa edilmiş anıtsal bir çeşme var. Aynı meydanda kasabanın saat ve çan kulesi olan Kapellturm da bulunuyor. Burası öte yandan Obernai’nin Pazar alanı olarak kullanılıyor ve her Perşembe bir yöresel pazar kuruluyor. Aralık ayı içinde ise rengarenk bir Noel Pazarı’na ev sahipliği yapıyor.

Beffori’yi geride bırakıp kasabanın taşlı sokaklarını keyifli bir şekilde adımlayarak kasabadaki tek sinagog olan Obernai Sinagogu’na ulaşıyoruz.1876 yılında inşa edilen tarihi yapıyı gördükten sonra kentin surlarına doğru yöneliyoruz. Obernai surları 1400 metre uzunluğunda ve 20 kule ile 4 kapıya sahip. Surların en sağlam kalmış halleri burada bulunuyor.

Gezimiz sonlanmadan Rue du Marche’de bulunan Santa Maria adlı restorana uğruyoruz. Burada hemen hemen bir çok masalda karşımıza çıkan balkabağı çorbasının olduğunu görüp günü bir cadı çorbası ile uğurluyoruz.

Strasbourg’dan başlayan yolculuğumuz masal kasaba Obernai’de bir masal kitabının sayfalarını çevirdikten sonra sonlandı. Ardından yeni bir masal diyarı keşfetmek üzere Salestat aktarmalı tren ile Colmar’a hareket ediyoruz. Aklımızda hiç ayrılmak istemediğimiz Obernai, önümüzdeyse keşfe değer başka masal kitapları var.

Yazar: Cengiz Selçuk

İletişim: cengizselcuk.com


Önerilen yazılar